İçeriğe geç

İlgisiz kayıtsız tutum nedir ?

İlgisiz Kayıtsız Tutum Nedir? (Ve Benim Hayatımda Ne Anlama Geliyor?)

İzmir’de yaşıyorum, ama kimse bana gelmesin. Çünkü buradaki herkes çok iyi biliyor, çok “sosyal” olmaktan bıktım. Şimdi diyebilirsiniz ki, “E sen zaten sosyal medyada da sürekli espri yapıyorsun, ne o hâl?” Haklısınız, bir yandan eğleniyorum, bir yandan da ne kadar ciddiyim, ne kadar kayıtsızım, onu keşfetmeye çalışıyorum. Ama bugünkü konum çok başka! Bugün size, hayatın içinde görünmeyen ama hepimizin içinde gizli bir şekilde yankılanan bir fenomenden bahsedeceğim: İlgisiz kayıtsız tutum nedir? Hem mizahi hem de biraz da içten içe biraz dramatik bakış açısıyla bakalım bu konuya.

İlgisiz Kayıtsız Tutum Nedir? Tanımını Şöyle Yapabiliriz

İlgisiz kayıtsız tutum dediğimizde, aslında her şey biraz kafa karıştırıcı olmaya başlıyor. Çünkü her birimiz, hayatın bir noktasında, her şeyin bir anlamı olup olmadığını sorguluyoruz. “Ya ben burada ne yapıyorum, ne için çalışıyorum, kimlerle vakit geçiriyorum?” soruları zaman zaman kafamıza giriyor. Ama bazen o kadar kayıtsız oluyoruz ki, her şey geçip giderken, “Buna gerçekten mi tepki vereceğim?” diye düşünmeden bir kenara çekiliyoruz. Bu, aslında o çok popüler bir deyimle, “sal gitsin” yaklaşımına dönüşüyor. Ne kadar ilgisiz ve kayıtsız olduğumuzu fark etmeden, o konuda bile düşünmeden geçiyoruz.

Örnek mi istiyorsunuz? Hayatımda en sevmediğim şeylerden biri, işe gitmeden önce otobüs durağında, sabahın köründe hayatta hiçbir şeyin anlamı olmadığını düşündüğüm o anlar. Biri sabah erken saatlerde gülerek yanıma gelir ve “Günaydın!” der, ben de ona, “Günaydın,” derim. Ama içimden şunu derim: “Ya, gerçekten de sabahın bu saatinde ne yapıyorum ben?” O an, ilgisiz kayıtsız tutumun zirveye çıktığı anlardan biridir. Aslında her şey rutin, her şey normal ama kafamda dev bir kaos var.

İlgisiz Kayıtsız Tutum Hayatımı Nasıl Etkiliyor?

Şimdi biraz daha gerçekçi bir örnek verelim. Geçen hafta bir arkadaşım bana dedi ki, “Abi, ben gerçekten artık çok kayıtsızım ya, bu hayatın amacı ne?” Başta, eğlenceli bir şekilde cevap verdim: “Aynen, sen de mi? Hayat hepimize aynı şekilde eziyet etmiyor mu?” Ama sonra düşündüm, gerçekten bu kayıtsızlık, bazen işin ciddiyetini kaybettiriyor. Her şey çok rutinleşiyor, biz de artık “işte bu kadar” deyip geçiyoruz. Fakat bu geçiş, bizi de bir noktada ilgisizleştiriyor. Yani, her şeyi ciddiye almak, aşırı düşünmek ve tüm ayrıntıları incelemek, bazen insanı gerçekten yorar. Bunu fark ettiğimde, bir arkadaşımın o kayıtsız halini anlamaya başladım.

Bir şeyin iç yüzüne bakmak, bazen gereksiz hale gelebilir. O yüzden bazen, bir konuda kayıtsız kalmak, gerçekten faydalı olabilir mi? Ya da sadece tembellikten kaynaklanan bir şey mi bu? Bu sorular kafamı kurcalarken, bir yandan da “İlgisiz kayıtsız tutum nedir?” sorusunun cevabını bulmaya çalışıyorum. Hangi noktada kayıtsız olmak, sağlıklı bir tutum halini alır, hangi noktada kayıtsızlık, ciddi bir kaybolmuşluk hissine yol açar? Hmm, sorular birbirini takip ediyor, sanki böyle bir felsefi tartışma havası var, değil mi?

Kısa Diyaloglarla Hızlanalım: İlgisiz Kayıtsız Tutum Gerçekten İyi Mi?

Ben: “Ya işte, günlerden pazartesi ve sabah yine bir koşuşturma… Bu hayatın anlamı nedir sence?”

Arkadaşım: “Bilmiyorum, ama sabah kahvemi içip işe gitmeye başladım, keyfim yerine geldi. Kaygılarımı da bir kenara bıraktım.”

Ben: “Vay be, nasıl kayıtsızsın, helal olsun.”

Arkadaşım: “Yani, kayıtsız değil de, hayatta daha fazla stres yapmak neye yarar?”

Ben: “Evet ama bazen de her şeye kayıtsız kalmak, bir yerden sonra sadece ‘boşver’ psikolojisine dönüşüyor. Şu kayıtsızlık insanı fazlasıyla pasifleştiriyor, farkında mısın?”

Arkadaşım: “Belki ama bence bazen kafayı takmamak en iyisi. Yani, bir yere kadar tabii.”

Ben: “İşte, böyle düşünen insanları seviyorum. Ama dikkat et, kayıtsızlık bir yerden sonra seni gerçekten kayıtsızlaştırabilir. Ne derler: ‘Herkesin bir sınırı vardır.'”

İlgisiz Kayıtsız Tutum: Sonuçta Ne Diyoruz?

Sonuç olarak, ilgisiz kayıtsız tutumun her zaman kötü bir şey olmadığını kabul ediyorum. Herkesin bir noktada hayata karşı kayıtsızlaşma hakkı olabilir. Ama bu kayıtsızlık, fazlasına varınca, hayatın tadını kaçırmak da mümkün. Her şeyi boşvermek, bazen sağlıklı bir psikolojik savunma mekanizması olabilir ama fazla kaçarsa, “Hadi ya!” noktasına gelip gerçekten her şeyin anlamını kaybetmesi de mümkün. Hangi noktada kayıtsız olmak, gerçekten faydalıdır? Hangi noktada bu kayıtsızlık, tembelliğe ve pasifliğe dönüşür? Bunlar, üzerine düşündürücü sorular.

O yüzden, kayıtsız olmak, hayatın ne kadar ciddi ya da ne kadar komik olduğunu düşünmek, bazen o kadar da kötü değildir. Ama, insanın kayıtsızlığını ne kadar sürdürebileceği, bana göre o kadar önemli. Hayatın bir tadı olmalı, değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
hiltonbet güncel girişhttps://www.betexper.xyz/elexbetgiris.org