Türkiye’de Erkekler Günü Var Mı?
Bir sabah, kahvemi içerken aklıma bir soru takıldı: “Kadınlar Günü her yıl kutlanırken, neden bir Erkekler Günü yok?” Yıllardır kadınların sosyal hakları için çaba gösterildiği bir dünyada, erkeklerin de toplumsal olarak kutlanması gereken bir günü olup olmadığını hiç düşündüm mü? Erkekler, toplumsal roller, baskılar ve kimliklerini nasıl yaşıyorlar? Belki de “Erkekler Günü” gibi bir gün, erkeklerin karşılaştığı zorlukları, baskıları ve toplumsal beklentileri daha derinlemesine anlamamız için bir fırsat olabilir.
Ancak, Türkiye’de bu soruya net bir cevap bulmak kolay değil. Erkekler Günü diye bir şey var mı? Eğer yoksa, neden yok? Bu yazıda, bu sorulara yanıt ararken, erkeklerin toplumsal rolünü, tarihsel perspektifi ve günümüzdeki durumlarını inceleyeceğiz.
Erkekler Günü: Dünya Genelinde Bir İhtiyaç Mı?
Öncelikle, Dünya genelinde Erkekler Günü’nün var olup olmadığını anlamak gerek. Erkeklerin toplumsal yaşamdaki rolleri üzerine yapılan tartışmalar, son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelmeye başladı. Dünya çapında, kadınların sosyal, ekonomik ve politik eşitlik mücadelesinin yıllarca sürdüğü düşünüldüğünde, erkekler için özel bir gün kutlanmıyor olması dikkat çekici bir durum. Ancak, erkeklerin de karşılaştığı zorluklar, duygusal yükler ve kimlik sorunları üzerine bir farkındalık oluşturma amacı güdülerek, erkekler için özel bir gün kutlamaları bazı ülkelerde kabul görmeye başlamıştır.
Erkekler Günü, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve her yıl 19 Kasım’da kutlanan bir gündür. Bu gün, erkeklerin toplumdaki rolünü kutlamak ve erkek sağlığı, eşitlik ve sosyal adalet gibi konularda farkındalık yaratmak amacıyla ilan edilmiştir. Ancak, Türkiye’de bu günün herhangi bir resmi kutlaması ve yaygın bir farkındalığı bulunmamaktadır.
Türkiye’de Erkekler Günü Var Mı?
Türkiye’de, erkekler için özel olarak kutlanan bir “Erkekler Günü” bulunmamaktadır. Dünya genelinde kutlanan Erkekler Günü, ülkemizde de zaman zaman gündeme gelse de, bu konu çok fazla tartışılmamıştır. Türkiye’deki toplumsal yapının, erkekler için farklı sosyal, ekonomik ve psikolojik baskılar getiren bir yapıda olduğunu düşünürsek, böyle bir günün kutlanması gerektiği fikri giderek daha fazla öne çıkıyor. Peki, neden Türkiye’de Erkekler Günü’nü kutlamak için bir adım atılmamış?
Erkeklerin Toplumsal Rolleri ve Baskılar
Erkeklerin toplumsal rolü, tarihsel olarak farklı kültürlere ve dönemlere göre şekillenmiştir. Türkiye gibi ataerkil bir toplumda erkekler, genellikle güç, otorite ve sağlamlık ile ilişkilendirilir. Erkeklerin duygusal yönlerini dışarıya vurmamaları, sosyal normlar tarafından çoğu zaman hoş karşılanmaz. Erkekler, genellikle sorumluluk taşıyan, ailenin “direncini” sağlayan figürler olarak görülür. Bu baskılar, erkeklerin hem duygusal hem de toplumsal anlamda kendilerini ifade etme biçimlerini etkiler.
Toplumsal baskılar, erkeklerin iş yerlerinde ve günlük yaşamda yaşadıkları zorluklar arasında yer alır. Ailelerini geçindirme sorumluluğu, iş hayatında başarılı olma baskısı, duygusal olarak güçlü ve dayanıklı olma gerekliliği… Tüm bu faktörler, erkeklerin mental sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Ancak erkekler, genellikle toplumdan bu duygusal yükleri paylaşmalarına yönelik açık bir teşvik almazlar. Erkekler Günü’nün olmaması, bu konudaki toplumsal farkındalığı artırmak adına bir eksiklik olabilir.
Erkekler Günü’nün Eksikliği ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
Türkiye’de ve dünyada kadınların hakları için verilen mücadeleler çok uzun yıllara dayanır. Kadınların ekonomik, sosyal ve politik hakları için verilen bu mücadele, zamanla bir kutlama gününe de dönüştü: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Peki, erkekler için de benzer bir gün neden yok? Erkekler Günü’nün olmaması, erkeklerin toplumsal rolünün görmezden gelindiği anlamına gelmiyor. Ancak, günümüz dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliği, erkeklerin de kimliklerini ve yaşamlarını daha sağlıklı bir şekilde kurmalarını gerektiriyor.
Erkeklerin karşılaştığı zorlukları anlayabilmek için, toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının derinlemesine ele alınması gerekir. Erkeklerin de duygusal destek alabileceği, toplumda daha özgürce kendilerini ifade edebilecekleri bir alan yaratılmalıdır. Erkekler Günü, bu amaca hizmet edebilecek bir araç olabilir.
Erkekler Günü’nün Geleceği: Fırsatlar ve Zorluklar
Erkekler Günü’nün kutlanması, toplumda daha fazla farkındalık yaratmak, erkeklerin karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına önemli bir adım olabilir. Ancak, bu günün kutlanıp kutlanmaması meselesi, yalnızca bir takvim günü üzerinden değil, daha büyük toplumsal değişimlerin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Toplum olarak, erkeklerin de duygusal sağlıklarını ön planda tutmaları, eşit haklara sahip olmaları ve toplumsal normlardan bağımsız olarak kendilerini ifade edebilmeleri gerektiği bir dönemdeyiz. Erkekler Günü, bu amaca hizmet edecek bir gündür. Ancak, kutlamaların ve farkındalık yaratmanın sadece bir günle sınırlı kalmaması, tüm yıl boyunca toplumsal yapının değişmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Sonuç: Erkekler Günü’nün Gerekliliği Üzerine Düşünceler
Peki, Türkiye’de erkeklerin sosyal ve psikolojik ihtiyaçları göz önüne alındığında, bir Erkekler Günü kutlamasının toplumsal faydası olabilir mi? Erkeklerin de duygusal, sosyal ve ekonomik açıdan eşit haklara sahip olması için bir adım atılması gerektiği bir gerçektir. Erkekler Günü’nün olmaması, aslında erkeklerin toplumsal yapının çok uzağında kalmış bir konu olduğunun göstergesidir.
Günümüzde, erkeklerin karşılaştığı baskılar ve toplumsal kimlik sorunları üzerine yapılan farkındalık çalışmaları, erkeklerin toplum içindeki yerini daha sağlıklı bir biçimde anlamamıza yardımcı olabilir. Erkeklerin, duygusal yüklerini daha rahat ifade edebilecekleri, toplumsal rollerin ötesinde bir kimlik inşa edebilecekleri bir dünyada, belki de Erkekler Günü’nün olması, bu tür bir dönüşümün parçası olabilir.
Sonuçta, erkekler için özel bir gün kutlanması gerektiğini düşünüyor musunuz? Erkeklerin karşılaştığı toplumsal baskılar ve kimlik sorunları hakkında daha fazla konuşulması gerektiği bir dönemde, böyle bir günü kutlamak toplumsal cinsiyet eşitliği açısından bir dönüm noktası olabilir mi?