Emniyete Verdiğim İfadeyi Nasıl Görebilirim?
Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir Akşam
Bugün o kadar duygusalım ki, kelimeler bile boğazımda takılıp kalıyor. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, her adımımda hissettiğim tek şey bir boşluk. Bir tür kaybolmuşluk. Geçen hafta emniyete verdiğim ifade var ya, işte o ifadeyi görmek… Ne kadar basit bir soru gibi geliyor, ama kalbimde hissettiğim karmaşa ile en büyük sorum bu oldu.
Her şey, normal bir akşam gibi başladı. Kayseri’nin merkezinden, evime doğru yürürken, o gün ilk kez dondurmalı bir simit yedim. Bazen küçük şeyler insana çok büyük anlamlar taşıyor, biliyor musun? Bir bakış, bir gülüş, bir tat… O an her şeyin “normal” olduğunu düşündüm. Ama o sabah olanları hatırladıkça, bütün bu sıradanlık bir anda anlamını yitirdi.
Bir İfade ve Bir Ağırlık
O günün sabahı, evimde eski günlerin hatıralarına gömülmüştüm. Günlük tutmak hep bir rahatlama biçimim olmuştur, biliyorum; ama bu sefer daha farklıydı. Bir şeyin peşindeydim. İçimde, bir şeyin eksik olduğunu hissediyordum. Hani o hissi var ya, bir yük gibi sırtına oturan ve zamanla ağırlaşan, ama ne olduğunu bir türlü çözemedikçe büyüyen bir ağırlık… İşte öyle bir şeydi.
Gün boyunca, Kayseri’nin o tanıdık dar sokaklarında yürürken kafamda sorularla dolu bir dünya vardı. “Emniyete verdiğim ifadeyi nasıl görebilirim?” sorusu zihnimde sürekli yankılanıyordu. Bu sorunun cevabını öğrenmeye nasıl karar verdiğimi hatırlayamıyorum bile. Sadece, o sabah hissettiğim huzursuzluk ve kaybolmuşluk, bana bu soruyu sordurdu.
İfademi vermek, garip bir şekilde bana bir tür rahatlama duygusu sunmuştu. Artık olanlar olmuştu ve ben bir tür sorumluluğumu yerine getirmiştim. Ama bir noktada, o ifadenin bana ait olan kısmını tekrar görmek, duygusal bir bağ kurmak istedim. Hani herkesin içinde bir kırılma anı vardır ya, işte o kırılma anı benim için ifadenin bende bıraktığı etkiydi.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Emniyete verdikten sonra, başıma ne geleceğini bilmeden, evime dönerken o kadar heyecanlıydım ki. İfademi alacaklar, belki birileri o ifademi inceleyecek ve bir şeyler çözülecek. Ama geceyi geçirdiğimde, o heyecanın yerini biraz hayal kırıklığı almıştı. Ne zaman alırım diye bir umutla beklerken, aslında hiçbir şeyin hemen çözülmediğini fark ettim. O ifadeyi görmek, yani üzerimdeki sorumluluğu bir kez daha almak, bana bir anlamda daha büyük bir ağırlık verdi.
Kendimi, çözüme ulaşmamış bir dava gibi hissettim. Yavaşça, başıma gelenlerin hikâyesini düşündüm. Bir hafta önce emniyete verdiğim ifadeyi hatırladım, duygularım bir anda yeniden canlandı. Gerçekten de söylediklerimi hatırlamak, hissettiklerimi bir kez daha görmek istiyordum. Ama ne yazık ki, o ifadeyi görmek o kadar basit bir şey değildi.
Bir gün, belki de o ifadenin arkasında gizli kalan gerçekleri öğrenmek için bir fırsat bulurum diye düşünüyordum. Kayseri’de her köşe başında bir hatıra var, ama en güçlü hatıraları olan yerler de polis karakollarıdır. O anı düşündükçe, Kayseri’nin soğuk havası bile bana tanıdık gelmeye başladı.
Bir Adım Daha
Birkaç gün geçti, ve bir şekilde emniyete tekrar gitmek için cesaretimi topladım. İçimden bir ses, her şeyin bir gün açığa çıkacağını söylüyordu, ama bu kadar zaman geçmişken bile ne zaman açığa çıkacağına dair en ufak bir fikrim yoktu. Duygularım karmakarışıktı. O kadar çok şeyi düşünüyorum ki, bazen gerçek ve hayal arasındaki farkı ayırt etmek zorlaşıyor.
Ama bir şekilde, o ifadenin bir kopyasına ulaşma arzusuyla, adımlarımı emniyete doğru attım. Hava, her zamankinden daha soğuk, ama ruhumda biraz ısınma hissi vardı. Bir umudu kaybetmeden, o ifadeyi almak için gittim. O an, önümdeki engellerin hiçbirini dert etmiyorum. Hani, bazen hayal kırıklıkları yaşadığında, onların arasında da bir parça umut kalır. İşte o umutla o odada daha fazla bekledim.
Sonuçta
O ifadenin bana nasıl sunulacağına dair hala hiçbir fikrim yoktu, ama şu an bir şeyi biliyorum: Emniyetin kapılarından adımımı attığımda, bir şeyler değişmişti. İçimde bir tür sakinlik vardı. Belki o ifade, içimdeki karanlıkları biraz daha netleştirecekti. Belki de bir süre daha bekleyeceğim ve her sabah o soruyu kendime tekrar edeceğim: “Emniyete verdiğim ifadeyi nasıl görebilirim?” Ama şu an için bildiğim tek şey, bu duygusal yolculukta kaybolan her şeyin bir şekilde geri döneceği.
Bazen bir cümle, bir anı, bir ifade… Bütün bir hayatı değiştirebilir. Ve belki de, o ifadeyi bir gün görebileceğim. Bu hikâye, bir kaybolmuşluk, bir umut ve bir hayal kırıklığının arasında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum. Ama bir şekilde bu hikâye, sonrasında nereye varacağımı bilmeden, beni yeniden ben yapacak.
Bakalım, zamanla ne olacak.